On Polarities

There are many polarities in life. Some create a feeling that seems impossible to resolve. For example, we want a stable and secure life, yet we also desire change. In relationships, we want both freedom and commitment.  Barry Johnson says that these polarities are completely independent but are parts of the same whole. You cannot choose one over the other; both are necessary for the system to continue.

How might we find ways to coexist these polarities? It’s crucial to acknowledge both needs and give them the space they require. For instance, balancing freedom and commitment in relationships involves maintaining individual boundaries while nurturing the commitment within the relationship. If we prioritize commitment over freedom, we might gain security and stability but lose our personal space and feel restricted. If we prioritize freedom, we may increase our opportunities for self-discovery and new experiences, which can bring excitement and dynamism, but we might also face superficiality and difficulty in forming deep connections in relationships.

This balance doesn’t have to be a strict 50-50. Perhaps the key to holding these polarities together lies not in a constant search for balance, but in developing a flexible approach that adapts to our changing needs.

Kutuplar Üzerine

Hayatta pek çok kutup var. Ama bazıları var ki işin içinden çıkılamaz bir his yaratıyor. Mesela hem stabil ve güvenli bir hayat istiyoruz, hem de değişim olsun istiyoruz. İlişkilerde hem özgürlük olsun hem de bağlılık olsun istiyoruz. Bunların net bir çözümü ya da cevabı yok tabi ki. Barry Johnson diyor ki: bu kutuplar bir birinden tamamen bağımsız ama aynı bütünü oluşturan parçalardır. Birini diğerine seçemezsiniz. Sistemin devamı için ikisine de ihtiyaç vardır.

Bu kutupları birlikte var edecek yollar bulmak nasıl olurdu acaba? Her iki ihtiyacı da kabul etmek ve bu ihtiyaçlara gereken alanı tanımak oldukça önemli. Örneğin, ilişkilerde özgürlük ve bağlılık arasında denge kurmak için hem bireysel sınırları korumak hem de ilişkideki bağlılığı beslemek gerekir. Eğer bağlılığı özgürlüğe tercih edersek, güven ve stabilite sağlarken, bireysel alanımızı kaybedebilir, kendimizi kısıtlanmış hissedebiliriz. Özgürlüğü tercih ettiğimizde ise kendimizi keşfetme ve yeni deneyimler yaşama ihtimalimiz artabilir ve bu heyecan ve dinamiklik getirebilir, ancak ilişkilerde yüzeysellik ve derin bağ kurmada zorluk yaşayabiliriz.

Bu denge hayatımızın her anında 50-50 olmak zorunda değildir.  Belki de bu kutupları bir arada tutmanın anahtarı sürekli denge arayışında değil de değişen ihtiyaçlara göre esnek bir yaklaşım geliştirmektedir.